İsrail askerleri, 26 Kasım 2025’te düzenlenen askeri operasyon sırasında işgal altındaki Batı Şeria’daki Tubas sokaklarında devriye geziyor. (AFP Fotoğrafı)
28 Kasım 2025 09:35 GMT+03:00
BENİsrail’in güvenlik servisleri bu hafta, Hamas adına Batı Şeria’ya para ve silah aktarmakla suçlanan çok sayıda vatandaşın tutuklandığını duyurdu.
Medyanın çerçevelemesi Türkiye’de ikamet eden bir kişiyi öne çıkardı ve bazı medya kuruluşlarının vakayı “Türkiye liderliğindeki” olarak tanımlamasına yol açtı.
Ancak kurumsal destek, hükümet yönlendirmesi veya Türk yetkililerin katılımını gösteren hiçbir kanıt sunulmadı. Söz konusu kişi, yıllar önce yurt dışına taşınan özel bir İsrail vatandaşı ve iddialar, devlet düzeyindeki herhangi bir kanaldan ziyade kişisel bağlara odaklanıyor.
Duyuruda belirtilen finansal rota, birden fazla ülkede faaliyet gösteren bölgesel bir kripto platformuna dayanıyor. İsrailli yetkililer mevzuatta aksaklıklar, uyum sorunları veya Türk kurumlarıyla koordinasyon konusunda herhangi bir iddiada bulunmadı.
İsrail medyasının anlatısı aynı zamanda para dönüşümü, silah tedariki ve lojistiğin operasyonel bileşenlerinin tamamen İsrail içinde gerçekleştiği gerçeğini de maskeliyor.
İddialar, yabancıların önderlik ettiği bir çabadan ziyade, yerel komisyoncular, yerel silah satıcıları ve yerel mali kanallar tarafından şekillendirilen bir iç ağı tanımlıyor.
İsrail medyası olayı ‘Türk öncülüğünde’ olarak aktarıyor.
Operasyonel izler yerel aktörlere ve iç pazarlara işaret ediyor
göre detaylar Serbest bırakılan silahlar Negev’den temin edildi, İsrailli silah tüccarlarından satın alındı ve İsrailli aracılar aracılığıyla Batı Şeria’ya nakledildi.
Başlangıçta kripto para birimi aracılığıyla taşınan fonların, ülke içindeki İsrailli para değiştiriciler tarafından nakde çevrildiği bildirildi.
Bu özellikler, İsrailli analistler ve kolluk kuvvetleri tarafından suç ve militan ağları tarafından istismar edilen zayıf noktalar olarak defalarca işaretlenen İsrail’in iç silah pazarında ve finansal ekosisteminde uzun süredir devam eden sorunları yansıtıyor.
Kamuya açık bilgilerin hiçbiri yurtdışında yaşayan bir İsrail vatandaşının kişisel katılımının ötesinde bir dış koordinasyona işaret etmiyor.
Bu model, yerel komisyoncuların İsrail ve Batı Şeria’da aile bağlarından ve resmi olmayan kanallardan faydalandığı önceki vakalara çok benziyor.
Bu bağlamda ağı Türkiye’den yönlendirilmiş olarak nitelendirmek, İsrail’in bu tür işlemleri mümkün kılan yapısal zayıflıklarını gizlemektedir.
Kripto transferleri jeopolitik soruları değil düzenleyici soruları gündeme getiriyor
Duyuruda dikkate değer bir husus, fonların aktarıldığı bildirilen kripto borsasına yönelik bir incelemenin olmamasıdır. Platformun yasadışı transferlerde anlamlı bir rol oynaması halinde bu durum genellikle uyumluluk, raporlama yükümlülükleri veya sınır ötesi işbirliğine ilişkin soruları tetikleyecektir.
Bu konuların hiçbiri basın açıklamalarında yer almadı.
İsrailli yetkililer ayrıca kripto para birimini nakde dönüştürmede yer alan platformun veya aracıların soruşturma altında olduğunu belirtmedi. Bu katılım eksikliği, platformun koordine edici bir aktörden ziyade tarafsız bir kanal olarak işlev gördüğünü gösteriyor.
Bu ihmal ayrıca davanın bir devletin, bir şirketin veya organize bir sınır ötesi yapının katılımından ziyade bireysel faaliyet etrafında döndüğünün altını çiziyor.
Siyasi zamanlama davanın nasıl çerçeveleneceğini şekillendiriyor
İkili ilişkilerin gergin olduğu göz önüne alındığında, davayı Türkiye’deki bir kişiyle ilişkilendirmek İsrailli yerel izleyiciler açısından siyasi açıdan da yankı uyandırabilir. Ankara’nın Gazze ve Batı Şeria’ya yönelik diplomatik duruşu ve İsrail’in askeri eylemlerine yönelik eleştirisi, bu tür iddiaların yorumlanmasına zemin hazırlıyor.
İsrail medyasının bazı yayınlarında, iddialarla bağlantısı olmayan sivil toplum kuruluşları da dahil olmak üzere Türk sivil toplum kuruluşlarının (STK) görüntüleri yer aldı. Güvenlik brifinginde adı geçmese de olayı özetleyen raporlarda görselleri yer aldı.
Ateşkes sonrasında Türklerin Gazze’ye yaptığı yardım çalışmaları aşırı sağcı, Yahudi üstünlüğü yanlısı grupların bazı endişelerine yol açmıştı.
İnsani yardım veya toplumsal çalışmalarda aktif olan gruplar için, güvenlikle ilgili bir iddiayla görsel olarak bağlantı kurmak, itibar açısından sonuçlar doğurur.


