Nefes gazetesinin Pazartesi günkü haberine göre, öğrenciler hayat pahalılığının arttığı ve iş imkanlarının sınırlı kaldığı bir ülkede artık bir gelecek göremediklerini söylerken, Türkiye’de artan bir genç göç dalgası yaşanıyor.
Baskı en çok, temel ihtiyaçların bile karşılanmasının zorlaştığı üniversite kampüslerinde hissediliyor. Nefes, mümkün olan en ucuz diyet olan geleneksel Türk ekmeği simit ve yoğurt bazlı alkolsüz içecek ayranla beslenen bir öğrencinin artık ayda yaklaşık 2.700 liraya (64 dolar) ihtiyacı olduğunu ve birçok kişinin her günü geçindirmekte zorlandığını bildirdi.
Devlet tarafından işletilen yurtların yetersizliği, binlerce kişiyi pahalı özel konutlara itiyor, birçoğunu okurken uzun saatler çalışmaya ya da ülkeyi tamamen terk etmeyi düşünmeye itiyor.
Gazeteye konuşan Selin Turgut isimli öğrenci, gençlerin “bunaldığını” belirterek, kendisinin sık sık göç etmeyi düşündüğünü ama aynı zamanda kalmanın da sorumluluğunu hissettiğini söyledi.
Bir diğer öğrenci Enes Şabanoğlu ise kendi alanında iş imkanlarının olmayışının kendisini gelecek konusunda kararsız bıraktığını söyledi. Okurken çalıştığını ancak bunun Türkiye’de bir hayat kurmaya yetip yetmeyeceğinden emin olmadığını söyledi.
Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan (KYK) aylık 3 bin lira (70 dolar) kredi alan üçüncü öğrenci Eda Altun, kafeterya yemeklerinin bile çok pahalı hale geldiğini söyledi. Öğrencilerin artık zamanlarının çoğunu ileriyi planlamak yerine “günü nasıl atlatacaklarını” hesaplayarak geçirdiklerini söyledi. Altun, aktif olarak yurt dışına çıkmanın yollarını aradığını, çünkü ancak o zaman “daha rahat bir hayata sahip olacağına” inandığını söyledi.
Bu hesaplar daha geniş bir ulusal eğilimi yansıtıyor. Önemli sayıda genç, mali sıkıntılar, siyasi belirsizlik ve ülkenin uzun vadeli beklentilerine olan güvenin azalması nedeniyle Türkiye’den ayrılıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verileri değişimin boyutunu gösteriyor. 2018 yılında 136.740 Türk vatandaşı göç etti. Sayı 2023’te 291.377’ye yükseldi ve 2024’te 151.140’a düştü. Çoğu, ülkenin işgücüne ve inovasyon sektörlerine katkıda bulunma olasılığı en yüksek olan yaş grupları olan 20-24 ve 25-29 yaş aralığındaydı.
Ayrı bir çalışma, “Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri, 2024Ekim ayı sonunda açıklanan “Açıklamada mezunlar arasında en yüksek göç oranlarının bilgi ve iletişim teknolojileri alanında olduğu görüldü (yüzde 6,7). Bunu yüzde 4,4 ile mühendislik, imalat ve inşaat, yüzde 2,7 ile doğa bilimleri, matematik ve istatistik takip etti.
Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya ilk sıralarda yer alırken, onları İngiltere, Hollanda ve Kanada takip ediyor. Bu ülkelerin daha güçlü akademik fırsatlar, daha yüksek ücretler ve daha güvenilir kariyer yolları sunduğu görülüyor.
Siyasi baskı ve ekonomik zorluklar Türkiye’nin en eğitimli vatandaşlarının çoğunu yurt dışında fırsatlar aramaya ittiğinden, beyin göçüne ilişkin endişeler son yıllarda yoğunlaştı.
Bu trend artık üniversite mezunlarından seçkin ortaöğretim kurumlarındaki yüksek performanslı öğrencilere kadar uzanıyor. İstanbul Lisesi, Galatasaray Lisesi ve Alman Lisesi mezunları, işsizlik korkusu, siyasi baskılar ve düşen eğitim standartları nedeniyle giderek daha fazla yurt dışı eğitimini tercih ediyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2002 yılından bu yana iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), akademik özgürlüğü kısıtladığı ve araştırma fırsatlarını kısıtladığı gerekçesiyle eleştirilere maruz kalıyor. 15 Temmuz 2016’daki başarısız darbenin ardından hükümet binlerce akademisyeni görevden aldı, pasaportlarını iptal etti ve sivil toplum gruplarını kapattı; bu da eğitim sektörü genelinde siyasi baskıya ilişkin endişeleri derinleştirdi.
Türkiye’nin beyin göçü üzerine yapılan son araştırmalar, artan otoriterlik, dini milliyetçilik, mali zorluklar ve üniversiteler üzerindeki sıkı hükümet kontrolünün, gençleri başka yerlerde gelecek aramaya iten temel faktörler olduğunu gösteriyor.
